Bütün dünya dün, ABD/İsrail ile İran arasında varılan ateşkes anlaşması üzerine ‘kâbus bitti’ diye sevinirken dünden bugüne gelişmeler yeniden karamsarlığa yol açıyor. İsrail’in Lübnan’a saldırıları devam ederken İran, anlaşmanın ihlal edildiğini öne sürerek misilleme tehdidinde bulunuyor. Tel Aviv ise Lübnan’ın ateşkese dahil olmadığı tezini savunuyor. Ateşkes anlaşmasına zemin olan İran’ın 10 maddelik talepleri içinde “Tüm cephelerde savaşın durması” maddesi bulunmasına ve dün herhangi bir itirazda bulunmamasına rağmen ABD bugün İsrail tezine destek verdi.
İslamabad görüşmeleri öncesi kırılgan zemin
Taraflar, varılan mutabakat gereği yarın Pakistan’ın başkenti İslamabad’da bir araya gelecek. Ancak müzakereler öncesinde kırılgan zemin dünya kamuoyunu ürkütüyor.
En küçük bir ihlal, yanlış anlaşılma ya da kontrol dışı bir grup bile süreci raydan çıkarabilecek durumda.
“Hizbullah ateşkesin tarafı değil” savunması ne kadar geçerli?
İsrail, Lübnan’a saldırılarına rağmen ateşkesi ihlal etmediği görüşünde. Bu görüşe dayanak olarak da, “Lübnan’ı değil, Hizbullah’ı vuruyoruz. Hizbullah da ateşkesin tarafı değil” tezini öne sürüyor.
Ancak İsrail’in saldırıları, terör örgütü dediği Hizbullah ile sınırlı değil. Sivil can kayıpları ve altyapı yıkımları ortada.
Tel Aviv, sivil hedeflerin vurulması için de “Teröristler orada barınıyor” dese de inandırıcı olamıyor. İsrail yönetimi Gazze’de çadırda kalan, silahı bulunmayan ve çoğunluğu çocuk/kadın sivilleri katlederken de aynı şeyleri söylemiyor mu?
Ne değişti?
ABD Başkanı Donald Trump bugün bir açıklama yaptı. “Hürmüz Boğaz’nı hemen açılmalı”, “İran bir daha nükleer silah üretmemeli.”
27 Şubat’ta da Hürmüz Boğazı açıktı.
27 Şubat’ta da İran, nükleer silah üretmeyeceğini söylüyordu.
Değişen ne oldu?
Malumun ilamı için yüzlerce sivilin ölmesi, şehirlerin harap olması, milyonlarca dolarlık uçakların heba olması, milyarlarca dolarlık füzelerin yok olması mı gerekiyordu?
Peki hiçbir şey değişmediyse ABD Başkanı’nın bu tavrının altında ne yatıyor?
Algı yaratmayı iyi beceren Trump, bu söylemiyle anlatıyı kontrol etmek istiyor.
Trump. “Bu durum kendiliğinden değil, benim gücüm sayesinde böyle.” propogandası yapıyor. Yani:
Boğaz açıksa ABD sayesinde açık, İran geri adım atıyorsa ABD baskısı sayesinde.
Bu şekilde fiili olmasa bile algısal bir kazanım amaçlanıyor.
“Ben hâlâ oyunun en güçlü aktörüyüm” mesajını vermek isteyen Trump, İran ve diğer aktörlere sınır çizmekte.



























































































