Körfez bölgesinde artan jeopolitik gerilim ve sonuçsuz kalan diplomatik temaslar, enerji güvenliği ve küresel ticaret açısından riskleri büyütmeye devam ediyor. Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditler ve ABD-İran görüşmelerinden uzlaşı çıkmaması, bölge ülkelerinden peş peşe uyarıların gelmesine neden oldu.
BAE’den Hürmüz Boğazı uyarısı
Birleşik Arap Emirlikleri Sanayi ve İleri Teknoloji Bakanı Sultan bin Ahmed el-Cabir, Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin kısıtlanmasına yönelik girişimlerin ciddi riskler barındırdığını belirtti. Cabir, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Hürmüz Boğazı hiçbir zaman İran’a ait olmadı ki kapatılabilsin ya da seyrüseferi kısıtlayabilsin” ifadelerini kullandı.
Söz konusu girişimlerin yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını vurgulayan Cabir, bunun küresel ekonomik sistemin ana damarlarından birini sekteye uğratacağını ve enerji, gıda ile sağlık güvenliği açısından tüm ülkeler için doğrudan tehdit oluşturacağını ifade etti.
Sahadaki gelişmelere de değinen Cabir, 28 Şubat’tan bu yana en az 22 geminin hedef alındığını, saldırılarda 10 mürettebatın hayatını kaybettiğini aktardı. Yaklaşık 20 bin denizcinin güvenli geçiş yapamadığı için mahsur kaldığını belirten Cabir, 800’e yakın ticari geminin faaliyetlerinin aksadığını, bunların yaklaşık 400’ünün petrol tankeri olduğunu kaydetti.
BAE’li Bakan, bu tür eylemlerin “hukuka aykırı, tehlikeli ve kabul edilemez” olduğunu vurgulayarak, uluslararası toplumun bu durumun sonuçlarını kaldıramayacağını dile getirdi.
Umman’dan ABD ve İran’a “taviz” çağrısı
Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, ABD ile İran arasında İslamabad’da gerçekleştirilen doğrudan müzakerelerin anlaşma sağlanamadan sona ermesinin ardından taraflara çağrıda bulundu.
Busaidi, ateşkesin uzatılması ve müzakerelerin sürdürülmesi gerektiğini belirterek, “Başarı, herkesin acı verici tavizler vermesini gerektirebilir. Ancak bu, başarısızlığın ve savaşın acısıyla kıyaslanamaz bile” ifadelerini kullandı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de İslamabad’daki görüşmelerin bir anlaşmaya varılamadan sona erdiğini açıklamıştı. İran medyasında ise uzlaşı sağlanamamasının nedeni olarak ABD’nin taleplerinin sertliği gösterildi.
Bölgedeki diplomatik çıkmaz sürerken, taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının devam etmesi, hem ateşkes sürecinin hem de enerji arz güvenliğinin geleceğine ilişkin belirsizlikleri artırıyor.


























































































