Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cihannüma Derneği ile İslam Ülkeleri Akademisyenler ve Yazarlar Birliği (AYBİR) tarafından düzenlenen “Türkiye Raporu: Alan Öngörüleri ve Politika Önerileri” programında ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ekonomide üretimi, sanayiyi ve tarım gibi üretken sektörleri destekleyen bir anlayışla hareket ettiklerini belirten Yılmaz, son 23 yılda dünya ekonomisinin ortalama yüzde 3,5 büyüdüğünü, Türkiye ekonomisinin ise aynı dönemde yüzde 5,3 büyüme kaydettiğini söyledi.
Son 6 yıldaki performansa da dikkat çeken Yılmaz, dünya ekonomisinin bu dönemde kümülatif olarak yüzde 19 büyüdüğünü, Türkiye’nin ise yüzde 35 büyüdüğünü ifade etti. Kişi başına gelirin de 3 bin 600 dolardan geçen yıl itibarıyla 18 bin doların üzerine çıktığını belirtti.
Büyümeyle birlikte karşılaşılan birçok riskin ve olumsuzluğun ortaya çıkabileceğini vurgulayan Yılmaz, “Pandemi, tüm dünya ekonomisini çok ciddi etkiledi. Daha sonra bölgemizde savaşlar yaşadık. Diğer yandan tarihimizin en büyük depremini yaşadık. 100 milyar dolara yakın ekstra bir harcamayla karşı karşıya kaldık. Alnımızın akıyla çok şükür bunu tamamladık. Altyapısıyla, üst yapısıyla şehirler yeniden imar edildi. Bu öyle kolay bir iş değil, çok şükür Türkiye Cumhuriyeti bunu başardı.” dedi.
Yılmaz, Türkiye’nin bu dönemde krizleri iyi yönettiğini, istikrarını bozmadan, ateşe girmeden, birilerinin gazına gelmeden dirayetli şekilde sağlıklı politikalarla yoluna devam ettiğini, bugün güçlü bir aktör olarak dünya siyasetinde ve ekonomisinde yerini aldığını dile getirdi.
Ekonomide niteliksel dönüşüm başlattıklarını, gelecek dönem bunun daha da kritik hale geleceğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire çıktığını ifade etti.
Yılmaz, Türkiye’nin her alanda niteliksel dönüşüm geçirmesi ve daha üst seviyeye çıkarılması gerektiğini anlatarak, bunun en güzel örneklerinden birinin savunma sanayisi olduğunu kaydetti.
Bugün Türkiye’de silahlı kuvvetlerin envanterine giren ürünlerin yüzde 80’inden fazlasının yerli ve milli olduğunu vurgulayan Yılmaz, “İhracatımız geçen sene 10 milyar doları aştı. Savunma sanayisinde dünyanın 11’inci ihracatçısıyız. Yakın gelecekte inşallah ilk 10 arasına gireceğiz.” şeklinde konuştu.
Cevdet Yılmaz, şöyle devam etti:
“Kendi savunma sanayisini kuramamış bir ülkenin bağımsız dış politika izleyemeyeceğini hepimizin bilmesi lazım. Dış politikada Türkiye bugün böyle bağımsız hareket edebiliyorsa, kendi kararını verip kendi iradesiyle işbirlikleri kurabiliyorsa, politika ortaya koyabiliyorsa, bu savunma sanayisiyle de çok yakından ilişkilidir. Çok şükür belli bir yere geldik, daha da iyi bir noktaya inşallah savunma sanayisinde ulaşacağız. Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de NATO toplantısı oldu. NATO tarihinin herhalde en başarılı, en iyi organizasyonlarından biri yapıldı.”
Su ve enerji konusunun önemine işaret eden Yılmaz, Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını, giderek kişi başına düşen su tüketiminin arttığını, bu senenin bereketli bir sene olduğunu, suyla ilgili konuya daha çok kafa yorulması gerektiğini söyledi.
Yılmaz, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlı ülke olduğunu, cari açığı kalıcı şekilde aşağı çekmenin yolunun bir taraftan sanayinin katma değerini artırmak, diğer taraftan ise enerjide bağımsızlığı sağlamak olduğunu ifade etti.




























































































